Pazartesi, Haziran 17, 2013

16 haziran 2013 taksim'e çıkış

beni durakta üzerine doğru koşarken gören şoför az bekleyip bastı gaza. sırtımdaki çantayla bağlantı kurmuyorum. bir kaç dakika sonra otobüse binen orta yaşlı bir erkek bilet basmadı geçti. haklı mıydı tam bilemiyorum. bedava, partiye tahsis edilen araçların halk otobüsü yani şahsi araç olup kiralanma olasılığı var, kesin bilgimiz yok. belediyeye bağlılar fakat yine bir şey diyemiyoruz -hatta yol sonunda şoförle tartışıp aracın ruhsatını gördüm ve mahcup oldum. durum şu ki halk otobüsleri belediyeye bağlı olmalarına rağmen mal şahıs üzerine. umuyorum bedava kaldırılan araçlar iett değildir. fakat her türlü yadsınamaz bir gerçek var ki o araçların benzinlerinden amortismanına kadar halk ödedi. şahsa ya da kuruma ödemeler yapıldıysa ve akp'den çıktıysa bile bu lanet partinin hazinesi halkın vergileriyle dolduruluyor.

adam otobüste bir kıvılcım yarattı. 2 genç kız karşılarında oturan çiftle tartışmaya başladı. yine aynı cümleyi duydum bir ara: "ne işleri varmış?" kendimi zor tuttum. önümdeki (yanımdaki) yaşlı bir amca destek çıktı, hiç bir şeyden doğrudan haberi olmayan yaşlı teyze herkesin iyiliğini isterce barış cümleleri kurdu.

beylerbeyi'den kalkan ve ufacık iskeleye yaklaşan vapurlar motorlar gördüm. parti bayrakları dolu.

üsküdar'dayım, beşiktaş vapuru bekliyorum. 20dakika. bindim. yukarı çıktım. peşpeşe ard arda vapurlar kalkıyor. her kalkan vapurdan bir anırtı. [1] [2] [3] vapurda taksim grubu da var. bazıları yine bilet basmadan geçti. birlikte sohbet ettik. [4] [5] {1}

beşiktaş'ta indim. ortalık inanılmaz sakin. slogan yok. kalabalık yok, toplanmış grup yok. meydan'ı polis zapdetmiş. aralarından geçtim, nereye gideceğimi bilmeden -kabataş yönüne. stada kadar yürüdüm. her 300 metrede -belki 400- polis grubu vardı ilerlerken. tahrihkardılar. benim gibi nereye gideceğini taksime nasıl çıkacağını bilmeyen ve oradan oraya sürüklenen gruplar vardı. bekledim. müftülüğün karşısındaki parktan inönü caddesi'ne çıkayım dedim. polisin biri: "beyfendi, taksim kapalı" dedi. biliyorum şeklinde karşılık verdim şaşırarak. nereye peki diye sordu: büfe arıyorum. çimene geçtim oturdum. [6] inönü'ye üzüldüm. [7]

kadırgalar caddesi - dolmabahçe kavşağında polis barikat kurdu. tam hatırlamıyorum, kabataş tarafından gelen kalabalıktan sonra mıydı önce mi. kalabalık durdu. {2} grubun içinde kışkırtanlar vardı. kötü. işleri sırf çatışmak olan. ideolojileri çatışmak olan. çok belliydi. {3} bir ara grubun ön tarafı kadırgalardan yukarı yöneldi. taksim'e diye bağırdılar. bu da kötüydü. bölünüp yukarda ve aşağıda dağıtılacaktık. {4} kamyonun biri barikata girdi. damperi arandı. sonra çekti gitti. ilginç. {5} yarım saatten fazla bekleyişin ardından 7ye gelirken tomanın biri hareketlendi. {6} artık ne olacaksa olsun modundaydım. fakat park ettiğini anladım bir süre sonra. bu arada polis trafiği de kapatmıştı, açtı. halk kapattı. ara ara açtı.

yaklaşık bi' yarım saat daha bekledik sanırım. grubun arka tarafı ters yöne ilerlemeye başladı, kabataş tarafına. cihangir'e çıkılacağını ordan daha kalabalık olarak taksim'e girileceğini duydum. işte bu noktadan sonra, yürüyüş başladıktan sonra tek görüntüm şu nerden baksan 70e dayanmış teyze: [8] grubumuzu haliyle coşturdu. yol boyunca sloganlar atıldı. meclis-i mebusan caddesi üzerinde ilerledik. yan sokak sanatkarlar s dan da bizim gruba birleşenler oldu. grup yol boyunca 3-4katına çıktı. tophane'ye geldiğimizde ilk dumanı gördük. polis kavşağı kesmiş, karşıdan gelenlere de barikat kurmuştu. bir ara duman içinde kaybolduklarını gördüm. çok geçmedi bizim tarafa da sıkıldı. çok sıkıntı yaratmadı. önün hemen arkası geriye çekildi. orta ve arkadan öne ilerleyenler oldu. bir ara kendimi en önde buldum. ağzımı burnumu çoktan kapatmış eldivenleri takmış gelecek kapsülleri bekliyordum. bütün kapsülleri yolun karşısına attılar. trafik neden açıktı ve daha komiği araçlar neden tomaların üzerine ilerliyordu anlamış değilim. geçen arabalar yüzünden karşıya geçip kapsüllere ulaşmak zordu. bir kaç tanesini geri yollamışken 2 kızın önde kaldıklarını gördüm. bir erkekle beraber kollarına girdik ileri ittirdik. kaçışan grubun arasından da atılan gazlar vardı. direkt önümüze geliyordu. tomanın sıktığı su iyice yaklaşmışken çılgının birinin toma camına sprey sıktığını gördüm. arkamdaki halk coştu ve ilerlemeye kalktı. sprey sanırım çok işe yaramadı ve uzun sürmeden geri dağıldık. bu polisi iyice delirtmiş olacak ki atılan kapsülün sıklığı arttı. pek dayanamaz hale geldim ve hızlandım. toma yavaşça ilerledikçe ne bulduysak yola fırlatmaya çalıştık bir barikat olsun diye. fakat bunları gördükçe azdı polis. kalabalık her yan sokakta bölündü. bölündükçe bölündü. sonunda artık dayanamayıp dağılmayın diye bağırdım. 5saniye geçmedi geriye doğru artık yüzüm dönük tomaya sırtım dönük ilerlerken karşının duman içinde olduğunu farkettim. artık kaçacak yer kalmamıştı. saniyeler önce dağılmayın dediğim sokağa dönüp kaçmak zorunda kaldım. böyle bir talihsizlik yok. daha önceki ara sokaklar 3-4 metre genişliğindeyken TAM sıkıştığımız noktadaki sokak 1 metre. hatta sokak bile değildi, oldukça dik bir merdiven. 2kişilik, yanında tırmanmak için 1kişilik ve yanında bir boşluk. o boşluğa dalıp çıkmaza girip geri dönemeyenlerin halini düşünemiyorum. ben ki izdihamın içinde göğsüme gelen duvardan atlayıp çıkmak zorunda kaldım ve bunu yaparken bildiğin nefes alamıyordum. saniye sürmeyecek atlayışı hatırlamıyorum kaç saniyede yaptım. inanılmaz panikteydim, nefes alamıyordum. sonra- bir arkadaşıma kurduğum cümle geldi aklıma: acının çoğu panikten. kendimi sakinleştirdim ve daha rahat nefes almaya başladım. o bayırı, o merdivenleri nasıl çıktım, nasıl çıktık hatırlamıyorum bile. tek hatırladığım. ben o kısacık duvardan kendimi atmaya çalışırken yanımda hemen dibimde yere yapışan sanırım bir kızın haliydi. şu an kendime neden yardım etmedin diye soruyorum, kendimin yardıma muhtaç olduğumu düşünmeden. beynim gerçekten faaliyetlerini temel iç güdülere çevirmişti. başka en ufak bir tepki-düşünme gerçekleştiremiyordu.

merdivenleri yarıladık. artık bir nereye gideceğiz telaşı. gözaltılar, yukardan gelecek gazlar ve daha bir çok söylenti ve teoriler. cadde ve cihangir meydanı arasında sıkışmıştık. apartmanlar kapılarını açtı. çok kötü durumda olanlar girdi. millete talcid dağıttım. neyse ki hazırlıklıydık. o karambolde bir şey yapamıyor tabi insan kaçmaktan ama sonrasında kendine kızıyor.

özetle yenildik dağıldık, üzgünüm, sinirliyim. gazımı yedim bugünlük mücadelemi verdim, mutluyum huzurluyum.

not: eve dönüşte bu görüntüyü görmek kadar [9], cihangir'de boğazdan gelen tayyip seslerini dinlemek kadar koyan bir acı daha görmedim biber meydanlarında.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder